Basın Açık Laması: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

26 Ocak 2016

Yok artık, cidden biseksüel misin?!?

Biseksüellik; cinsel anlamda her iki cinse de ilgi duyanlara biseksüel deniliyor. En basit ve kısa tanımı bu.
Basit ve kısa tanımı yukarıdaki tek bir cümle ile yapılabiliyor olsada, biseksüel olarak yaşamak hiç de kolay değil. Bunu sırf, öylesine bir cümle kurmuş olmak için söylemiyorum. Bu söylediklerimi tanıştığım insanlardan, toplumdan ve medyada sürekli dile getirilen söylemlerden dolayı söylüyorum. Yani kısacası, birebir yaşadığım deneyimlerime dayanarak söylüyorum. Zaten bir çoğuna siz de denk gelmişsinizdir. 

Bu deneyimlerimi yaşarken, her topluluktan insan vardı deneyimlerimin arasında. Yani sadece ağzı laf yapan işsiz güçsüz insanlar yoktu. O deneyimlerimi yaşadığım insanlar arasında; çiftçi, ev hanımı, lezbiyen çift, gay çift, heteroseksüel çift, memur, küçük büfe işleten esnaf da vardı, gazeteci, şair, yazar, reklamcı da vardı.

Yani toplumu oluşturanlar, farklı ırklardan, inançlardan, mesleklerden, dillerden oluşsalarda ve cinsel yaşamlarını çoğunluktan farklı bir şekilde yaşayanlardan olsalar bile, birini ötekileştirirken tek güç olmaktan geri kalmıyorlar. Hatta ötekileştirmenin en komplikesini bazen ötekileştirilmiş olanlar yapıyor.

Hatta şunu tüm samimiyetime dayanarak rahatlıkla dile getirebilirim; ciddi anlamda sadece biseksüel olarak yaşamak, diğer tek cinsiyet seçimlerini yapıp yaşayanlardan daha zordur. Çünkü ne ilişkin olan kadın seni bir erkekle paylaşabiliyor, ne de ilişkin olan bir erkek seni bir kadınla paylaşabiliyor. Herkes sadece onun olmanı istiyor. Oysa sen her ikisiyle de uyum içinde yaşayabileceğini uzun uzun anlatır, anlatır, anlatırsın. 
Ama tüm anlatmalarına rağmen karşındakiler sana duvar olur ve karşılık olarak da “eğer yatacaksan sadece birimizle yatabilirsin, ikimizden birini seçmek zorundasın” diye seni zorlar, sana hayatı zehir ederler. Bu dayatmalar sonucunda ise mecburen ayrılıklar gerçekleşir. Çünkü sen ikisini de seversin, ikisine de değer verirsin, ama senin duygularını, hislerini kimse siklemez. Sadece sikin kalktığı için diğeriyle de yatmak istediğini sanırlar ve bunu da sürekli “ben senin neyine yetmiyorum ki?” diye dile getirirler.

Bu işin sadece sevgili edinme ve bu edinimi sürdürme kısmı sıkıntılı değil tabii. Bunun toplumsal tarafı da ayrı sıkıntılıdır ve zaten tüm sorunlar oradan başlar. Çünkü siktiğimin ucuz toplumu sana ve herkese “birini sikeceksen tek bir cinsiyeti sik veya kendini birilerine siktireceksen tek bir cinsiyete siktir. Öyle her ikisine de siktirme gibi bir hakkın yok" diye baskı uygular ve senin her ikisini de sevme, onlara aşık olma durumlarını yok sayar. Toplumun bu dayatımı sonrasında ise işte biz biseksüeller de ilişkilerimizi sürdüremiyor ve sadece tek bir yönelimimiz varmış gibi, eşcinsellerden bile daha gizli bir şekilde yaşamak zorunda kalıyoruz.



“Kalıyoruz” diyorum, çünkü ben her iki cinsiyet ile de cinsel münasebette bulunmayı sevmeme rağmen, tanıştığım herkese ya eşcinsel olduğumu, ya da heteroseksüel olduğumu söylemek zorunda kalıyorum. Biseksüelliği henüz kolay kolay dile getirdiğim kimse olamadı.
Bu zorunluluk sadece beni değil, karşımdakiyle var olan ilişkimi de zor duruma sokup, ilişkimizi sürdüremememize neden oluyor. Çünkü karşımdaki eşcinsel bile olsa, ona biseksüel olduğumu söylediğim zaman, biseksüelliğimi ciddiye almıyor, yer yer "kendimi kabullenemediğimi" belirterek dalga bile geçiyor. Çünkü ona göre ben; eşcinselliğimi henüz kabul edememiş dengesizin biriyim.

Evet bu durum bir çok eşcinsel için de aynen böyle. Yani sadece heteroseksüeller değil, eşcinseller de biseksüelliği ciddiye almıyor ve biseksüelliği "arada kalmışlık, kendini kabul edememişlik" olarak tanımlıyor ve karşılarındaki biseksüel'e de tek bir cinsiyet ile ilişkiye girme zorunluluğunu dayatıyorlar. Durum böyle olunca da ilişkilerimiz en fazla bir kaç boşalmalık oluyor, sevişmelerimiz ise samimiyetten uzak sadece cinsel açlığını dindirmeye yönelik mekanik bir şekilde ilerliyor.

Yazının sonuna gelmişken, özetle; biseksüeller var ve onlar cinsel açlıklarından dolayı iki cinsle yatmayı istemiyorlar. (En azından kendim için bundan eminim) Onlarda bir kadının saçlarında ellerini gezdirip teninin kokusunu ta en içine çekmek, bir erkeğin sakallı yanaklarını avuçlayarak dudaklarından öpmek ve yine bir kadının iki göğsü üzerinde uyumak isterken, sonraki gün ve hatta belki de bir kaç saat sonra sevdiği erkeğin kollarında bulunmak isterler.
Bu arada henüz 13-14 yaşlarımdayken; büyüyünce, hep bir erkek ve bir kadınla beraber aynı yatağı paylaşacağımızı sanırdım. Ama büyüdüm ve dünyanın çok farklı olduğunu gördüm. 

( Bu yazı daha önce Ayı Sözlük'ün çıkardığı Homojen'de yayınlanmıştır.........)

2 yorum:

Adsız dedi ki...

Arkadaşın sorunu biseksüellikten ziyade kimsenin onun poligami ya da grup fantezilerini kabul etmemesi..

Volki dedi ki...

Buradaki biseksüelin bi biseksüel olarak sen olmadığın kanaatindeyim. Hatta sen halis muhlis su katılmamış pasif ağırlırlı bir gaysin, incelediğim anladığım kadarıyla. Ha bu yazı kimdir kimindir ve niye sen kullanmışsındır orasını bilemem, suyu bulandırmışsın derine dalmak için ama sen hep yüzeyde yüzüyordun zaten bulanan sadece okuyucunun zihni oldu o ayrı:))