Basın Açık Lama'sı: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

19 Haziran 2015

Part2: Dağınık Saçlı'yla Eve Gitmek

Şurdan devam edip geldim: http://hayaterkegi.blogspot.com.tr/2015/06/part1-dagnk-sacl-ile-tansmamz.html

Bakışlarımız uzayıp giderken, artık çevrede pek kimse kalmamıştı, ona doğru uzandım ve öpmeye yeltendim ama piç hafifçe geri kaçtı ve kaçmasını umursamdan beline uzanıp kendime çektim ve "kendini ağırdan satmaya kalkışma, bu hareketleri sevmiyorum" dedim, "tamam" dedi ve gözlerini kapatıp dudaklarını küçük bir ördek gibi uzattı. İşte ilk öpücük geliyordu, ama son anda dudaklarına doğru sıcak bir şekilde hafifçe üfürüp geri kaçıp hınzırca gülümsemeye başladım.

Gözlerini açıp bana baktı ve kaşlarını çatıp piç piç güldü. "Hoşuna mı gidiyor bu piçlikler" dedi, "evet" dedim. "İyi o zaman" dedi ve yüzünü hafifçe astı. Böyle yapınca ciddiliğin ona yakışmadığını söyledim ve gerçekten de çirkinleşmişti. "Biliyorum" dedi gülümseyerek ve yüzü yine güzellikle bambaşkalaşmıştı.

Bir kaç saniye bakıştık ve şu anki cahilliğimden bile daha cahil olduğum zamanlarda yaşadığım için konuşacak hiçbir şeyim yoktu ve bu yüzden öpüşmek için ona doğru yavaşça uzandım. Geri kaçmadı, gözlerini kapatmadı, dudaklarını ördek dudağı yapmadı. Hafifçe öptüm.
hiç karşılık vermedi. Biraz geri gidip yüzüne baktım, hoşuna gitmişti. yine yaklaşıp öptüm. bu sefer gözlerini kapatmıştı. Dudakları normal bir şekildeydi ve öpüştük.

Bu seferki öpüşmemiz uzun sürmüştü ve o da dilini ağzıma sokup bir şeyler yapmak istiyordu ama dayanamadım ve öpüşmeyi kesip "şu diline sahip çık. Sadece dudaklarınla öpüş" dedim. "Çok fazla konuşuyorsun" diye karşılık verdi. "Evet" dedim, dudaklarını içeri çekti ve uzun uzun öpüşmeye başladık..

Biraz daha öpüştük falan derken, artık öpüşmekten sıkıldığını belli ederek "bana gidelim mi" dedi, "evet" dedim.
Çıkışta diğer arkadaşıyla karşılaştık ve tanıştığımıza gerçekten memnun olduğumu söyledim. Karşılık olarak bana sivri bir yüz ifadesiyle "ben de" derken, ses tonundan elinde bi bıçak olsa, gözünü bile kırpmadan orada kalbime saplayacağından şüphem yoktu.
ama ses tonunu, mimiklerini vs her şeyini boş verdim ve elimi sırtına atıp hafifçe "olur böyle şeyler, çok kafaya takma" manasında ovaladım ve Dağınık Saçlı'yla bardan çıktık.

Barın sokağında caddeye doğru bir kaç adım atmıştık ki Dağınık Saçlı bana dönüp "bana baksana senin yanında beni görenler ibneye bak diyecekler, bundan rahatsız olmuyor musun" diye sordu. "Rahatsız olmam" dedim ve üstüne başına ciddi bir şekilde bakınmaya başladım. Küçüçük çiçek desenli bir gömlek, kırmızıya çalan bir pantolon ve o günlerde giymeyeni döveceklermiş gibi herkesin ayağında olan o spor ayakkabılardan olduğunu gördüm.
Barın içinde üstüne başına çok dikkat etmemiştim ama şimdi beraber sokaktayken, gerçek bir ibne olarak gözüme görünmeye başlamıştı. Belki de o söylediği için şimdi böyle görünüyordu. Nedenini anlamadım doğrusu.

Bir kaç adım daha atmıştık ki yanımızdan geçmekte olan taksiyi durdurdu ve bindik.
O günlerde kiramı anca ödeyebildiğim için taksiye bindiğimizde biraz rahatsız oldum. Anlamış olmalıydı ki, dönüp gülümsedi. Beni rahatlatan bir kaç cümle kurdu.
Onu onaylayan cümleler sarf ettim.

Taksi ilerledikçe bir şeyler konuşmaya çalışmamız arttı. Daha doğrusu o beni konuşturmak istiyordu, ama ben ne konuşacağımı veya sorduğu sorulara nasıl cevap vereceğimi bilmiyordum. Dilim tutulmuş gibi sadece ona bakıp  duruyordum ve ne derse desin kısa cümlelerle cevaplayıp sonuna ise gülücük konduruyordum. Halimden onunla eşit bilgi seviyesinde olmadığımızı anlamış olmalıydı ki, başka bir şey sormadı. Şöföre arada bir yolu tarif etmeye devam etti, bir kaç kelime daha konuştuk. Arada ofladı pofladı ve taksi biraz daha ilerledikten sonra eve vardık.

Eve geldiğimizde, ev de saçları gibi darmadağınıktı. anlattığı kadarıyla önceki gün bir ev partisi yapmışlardı ve bu ıvırzıvır hep ordan kalmaydı. "Siktir et. açıklama yapmak zorunda değilsin" dedim. Bu ağzımdan çıkan saçma sapan ukala cümleler canını sıkmış olmalıydıki aniden tuvalete gitti ve şapır şapır işemeye başladı. Bende hiçbir şey olmamış gibi ardından içeri girdim ve uzanıp sikini tutarak "işemene yardım edeyim" deyip ensesinden öptüm.
Yaptığım hareketten şaşırmıştı ve bu yüzden ben de "her şeye şaşırıp durma" kendimi uzaydan gelmiş gibi hissediyorum dedim.
Gülümsedi ve başını çevirip dudağımdan öperken işemesini bitirdi.
Dizlerindeki pantolonu yukarı çekerken son kalan bir kaç damla çoktan bacaklarına düşmüştü ve aşağı doğru süzülüyorlardı bile.
Pantolonunu iyice çekmesine yardım ettim ve bu arada götüne iyice dayandım. O düğmesini iliklerken ben ensesini öpüyordum ve düğmesini ilikleme işi bittiğinde "hadi gel" deyip içeri doğru yürüyüp gitti.
Kendi kendime öyle kalmıştım ve içimden "götveren'e bak" diye söylenip peşinden gittim. gittiği yer de yatak odasıydı ve hiçbir şey söylemeden soyunmaya başlamıştı.
En son üzerinden bir şey kalmadığında bana dönüp "sen de soyunsana" dedi ve bende "olur" deyip yavaşça soyunmaya başladım. Pantolonumu çıkarırken yavaşça çıkardım ve iç çamaşırımı giymediğimi farketmesini istedim. Aradan bir kaç saniye geçmiştiki "altta bir şey giymiyor musun" diye sordu, gülerek "giydiğim de sıkılıyorum. o yüzden bir kaç yıldır giymiyorum" diye cevap verdim ve o da hımmmmm'ladı.

Ben soyunmamı bitirirken o çoktan çıplak kalmıştı ve yatağın yanında ayakta duruyordu.
Ona döndüm ve bakıştık, bir kaç bakışma sonrasında birbirimize doğru uzanıp öpüşmeye başladık. Sonra ben bir anda öpüşmeyi kesip yan taraftaki masanın üzerinde duran bilgisayara uzandım ve "bir parça açıcam" dedim ve youtube'a girip Buika'dan bir parça açtım ve tekrar ona döndüm.

Parça ilerlerken biz öpüşmeye başladık ve yatağa uzanıverdik. Parçanın sonlarına doğru bizim sürtünmelerimiz de artmıştı ve sürtüne sürtüne birbirimizin üstüne boşalıp yorgun argın kenarlara doğru uzanıverdik.
Kan pipimizden, tekrar beynimize doğru yol alırken kendimize geldik ve o kalkıp tekrar tuvalete gitti.
Çok fazla alkol içtiği için sürekli işeme ihtiyacı hissediyordu.

Geldiğinde ben üzerimdeki spermlerle öylece uzanmaya devam ediyordum. Bana baktı, bende spermlere baktım. Beni anlayınca gidip tuvalet kağıdı getirip uzattı bana. Üstümü falan iyice sildiğimde yüzüne bakmadan peçeteleri ona doğru uzattım. Bir şey demeden elimden aldığı gibi götürüp çöpe atıp geldi. Mimiklerinden, hareketlerime kızdığı belliydi ve doğrusu buna rağmen, kızması sikimde bile değildi. Kızmak yerine konuşmalıydı, konuşmuyordu ve böylesine saçma sapan bir hareketimi kendi kendine dert ediyordu.

Sonra gelip yanıma oturdu, benim açtığım şarkı bitmiş olduğu için bu sefer o bir şarkı açtı ve şu an hatırlamadığım bir şarkıya "harikaymış. dur ben not alayım, sonra tekrar dinleyeceğim" adında bir yalan aniden ağzımdan çıkıverdi.
O şarkıya güzel dediğim için 2 defa daha dinlemek zorunda kaldık. Allahım bu gibi anlarda nasıl böyle yalanlar söylüyorumki. dilim tutulsa ve bir kaç dakikalık işkenceler yaşamasam daha iyi olmaz mı.

Şarkıyı ikinci defa dinlerken bir kaç küçük öpücük kondurduk birbirimize. Beni gerçekten isteyerek öpüyordu, bunu anlayınca yüzüme tatlı bir sıcaklık yayıldı. Uzun zamandır sadece şehvetten dolayı öpülüyor olduğum için, yüzüme yayılıp bir kaç saniye kalan bu sıcaklığı özlediğimi farkettim ve ona utangaç bir şekilde baktım. Ona bakmamla "ne oldu" dedi, ben de "hiiiiiç" diyebildim ve o yine kalkıp dal taşak tuvalate gittik.
Geldiğinde yatağın kenarında duran spor ayakakbıları gösterip şunları giyip biraz gezinsene, spor ayakkabılı çıplak beden nasıl görünüyor görmek istiyorum dedim. Kırmadı beni giydi, içerde bir kaç tur artı ve o anda ben yataktan inip yere oturdum. O da gelip yanıma oturdu ve ikimizde çırılçıplak bir şekilde sırtımızı yatağa dayamış bir halde biraz daha oturduk.

Sonra ona yavaşça dönüp baktım ve hayran hayran gülümsedim. Nedense şimdi gözüme daha çok tatlı geliyordu. Bakmaktan kendimi alamıyordum. Hatta içimde bi sevinç patlaması yaşıyordum. Sanki onu sevmek için dünyaya gelmişim gibi hissediyordum. Öyle mutlu ve öyle aptallaşmıştımki, tüm piçliklerimi bir kenara bırakıp; derin bir nefesle iç çekerek bakınmaya devam ediyordum. Sanki dünyanın 7 harikası'ndan birini izler gibi bakıyordum.
Bu halimden biraz rahatsız olmuş gibiydi ve bunu farkettiğimde hemen piçliklerimi takınıp "gel şöyle" deyip yatağa girip, yastığın diğer köşesini gösterdim.

Devamı: http://hayaterkegi.blogspot.com.tr/2015/09/part3-dagnk-saclyla-yattktan-sonra.html

Hiç yorum yok: